Safiye Ayla, 4 oktavlık bir mezzosoprano!

Ölümünün 21. yılında, bütün mal varlığını bağışladığı Türk Eğitim Vakfı (TEV), Safiye Ayla’nın anısına yakışır bir anma haftası düzenledi.

Türklerin sadece balık hafızalı olduğunu söylemek yetmez, aynı zamanda vefasız ve aynı zamanda bilgisiz de. Kendimi de dahil ederek, üzülerek söylüyorum bunu. Safiye Ayla hakkında ne biliyoruz? Çok çirkinmiş de, Atatürk onu perde arkasında dinlermiş de, vıdı vıdı. Sadece dedikodu. Ölümünün 21. yılında, bütün mal varlığını bağışladığı Türk Eğitim Vakfı (TEV), anısına yakışır bir anma haftası düzenledi bu değerli sanatçı için.

Yönetmen Türkan Derya’ya emanet ettikleri “Muganniye Safiye” isimli belgeselde Safiye Ayla’yı Ezgi Çelik canlandırmış ve sanatçının fotoğraflarına da çok benzemiş. Demek ki Safiye Ayla pekâlâ da güzel bir kadınmış; güzelden öte, karizması olan, albenili bir kadın. Bize biraz farklı gelen esmerliği ise Suudi olan annesi ve Filistinli olan babadan kaynaklanıyor. Anne baba diyoruz ama Safiye Ayla, arşivden toplanan bilgilerle derlenen senaryoya göre tam bir öksüz yetim.

Sarayda cariye olan annesi bir başka cariye ile birlikte serbest bırakılınca ahşap bir eve yerleşir; İstanbul’un o dönem pek meşhur olan yangınlarında tek varlıkları olan ev de gidince yoksulluk içinde kalırlar ve anne veremden ölür. Babadan ise zaten hiç bahis yok. Çocuğa bakamayan kalfa da onu kimsesizler yurduna verir. Safiye’nin mutlu olduğu tek şey, şarkı söylemektir. Neyse ki evlat edinilir ve eğitim görmesi için öğretmen okuluna verilir.

Müzik dersleri ve piyanoyla orada tanışır. Ancak, derslerle değil müzikle ilgilidir. Ancak vekil öğretmen olabilir ve okuldan ayrıldığında hayatının en acıklı dönemi başlar: Kalacak yeri, evi bile yoktur. Gündüz öğretmenlik yaparken elinde tahta bavulu, gece cami avlularında, musalla taşlarında yatar.

Tek hayali sahneye çıkıp şarkı söylemektir ama o yıllarda sahneye çıkan Türk kadın da yok ki! Ders anlatacak bilgisi de yok, öğrencilerine şarkı öğretiyor. Sokaklarda öğrencileriyle şarkı söyleyerek dolaşırken sesini duyan bir müzisyen ilgilenir kendisiyle; bir plak doldurtur. Evet inanılmaz ama gerçek, bir ayda meşhur olur Safiye Ayla! Colombia için on plak doldurur. Artık sahneye çıkmakta ve şarkı söylemektedir. Adı kulaktan kulağa dolaşır. Müzisyen Şerif Muhittin Targan’la o dönemde tanışır ve kendisinden yaşça çok büyük olmasına rağmen aralarında büyük bir aşk doğar, evlenirler. Eşine içkili yerlerde sahneye çıkmama sözü vermiş, karşılığında ise onu av merakından vazgeçirmiştir. 17 yıl evli kalırlar. Müzikten oluşan bir dünya içinde mütevazı bir yaşamları olur. 1967’de eşini kaybeder Safiye Ayla.

Mustafa Kemal Atatürk ne dedi

Atatürk’le tanışması ise hayatının en önemli olayıdır. Bir gün program yaptığı gazinoya gelen yaveri kendisini Atatürk’ün dinlemek istediğini söyler. Safiye Ayla, heyecandan titreyerek çıkar onun huzuruna ve sevdiği şarkıları söyleyip iltifatlarına mazhar olur. Atatürk ona kendisinden bir isteği olup olmadığını sorar. Safiye Ayla, içinde kalan özlemi anlatır, yurtdışına gidip müzik eğitimi almak istemektedir. İtalyan br müzisyen ona 4 oktavlık mezzosoprano sesi olduğunu söylemiş, eğitime yönlendirmiştir. O da Maria Callas olmak istemektedir. Atatürk ona başka bir öğüt verir. “Yurtdışına gidip soprano olma; sen onlara çok iyi başardığın gibi Türk musikisini dinlet, sevdir” demiştir. Safiye Ayla Targan, yaşadığı sürece 500 plak doldurarak bu öğüdü tutar. Kendisi imkânsızlıklar içinde büyüdüğü için, imkânsızlıklar içinde eğitim alamayan çocukları hiç unutmaz, Vehbi Koç’la tanıştığı ve TEV’den haberdar olduğu zaman da bütün mal varlığını TEV’e bağışlar. Bu varlık, Türk müziği, Batı müziği ve resim dallarında olmak üzere öğrenciler için burs olarak kullanılacaktır.

Hâlâ burs veriliyor

Bugüne kadar 650 öğrenci Safiye Ayla bursuyla okumuş. Halen onun sağladığı imkânlarla 58 üniversitede okuyan öğrenci var ve bunların yarıdan fazlası kız öğrenciler. 90 yaşında kaybettiğimiz Safiye Ayla’nın Sıraselviler 24 numadaki evinde açılan sergiyi 22 Ocak’a kadar gezmek ve fotoğraflarını, hatta duvardaki gelinliğini görmek mümkün. Safiye Ayla’nın ADL Adil Işık tarafından, birbirinden şık kıyafetlerinden hazırlanan kapsül koleksiyon ise geliri tamamen TEV’e bırakılmak üzere mağazalarında satışa sunulacak. Ezgi Çelik’in üzerinde gördüğüm gece elbisesinin albenisine hayran olduğumu söylemeliyim. Belgeselin gösteriminde Türkan Derya’ya uzun metraj bir film yapması için siparişte bulundum, bu müthiş hayat hikâyesi, pek çok gence örnek olabilecek kadın sanatçının hayatı bir belgeselle kalmamalı, bir Müslüm filmi de buradan çıkmalı, Safiye Ayla’nın o muhteşem sesinden şarkılarıyla! TEV için fazla büyük ama Mustafa Uslu için mümkün bir proje!

SAFİYE AYLA KİMDİR? HAYATI, BİYOGRAFİSİ

Safiye Ayla Targan, (d. 14 Temmuz 1917, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu – ö. 14 Ocak 1998, İstanbul, Türkiye) cumhuriyet döneminin en tanınmış kadın Türk kadın sanatçılarından.

Mısırlı Hicazîzade Hafız Abdullah Bey’in kızıdır. Safiye Ayla henüz doğmadan Abdullah Bey vefat etmiştir. Annesini de henüz üç yaşındayken kaybeden Safiye Ayla kimsesiz kalınca Sadabad Sarayı olarak inşa edilmiş Kağıthane’deki Çağlayan Darüleytamı’na verildi. İlkokulu bitirdikten sonra da Bursa Muallim Mektebi’ne yazıldı.

Müziğe küçük yaşta piyano çalarak başladı. Bursa Kız Muallim Mektebi’ni bitirdi ve Beyoğlu’nda ilkokul öğretmenliğine atandı. Eyyubi Mustafa Sunar’dan müzik dersleri alan Ayla, Darüttalim Musiki Heyeti’nin konserlerine katıldıktan bir süre sonra öğretmenlikten ayrıldı ve gazinolarda çalışmaya başladı.

Yesari Asım Arsoy, Hafız Ahmet Irsoy, Selahattin Pınar, Saadettin Kaynak ve Udi Nevres Bey’in müzik bilgilerinden yararlandı. 1932’de İstanbul Vali Yardımcısı Nuri Bey’in evinde verilen bir davette, Atatürk’ün huzurunda ilk kez şarkı söyledi ve kendisinin en beğendiği seslerden biri oldu. 1950’de besteci Şerif Muhittin Targan ile evlendi. Başta, açılışından itibaren İstanbul Radyosu olmak üzere Türkiye radyolarında sayısız konser verdi, beşyüzden fazla plak doldurdu. Büyük beğeni toplayan sesiyle ünü yurt sınırlarını aştı.

Safiye Ayla‘nın dönemin diğer kadın yorumcularından ayrı, kendine özgü bir okuyuş tarzı vardı. Okuyuşuna yansıyan Batı müziği beğenisi bu tavrın belirgin bir özelliğidir.

Ölçüye uyarak, iyi bir diksiyonla, düzgün, aynı zamanda da coşkun, çekici bir tavırla okurdu. Sesindeki pürüzsüz akış en tiz perdelerde bile kaybolmazdı. Zamanın gözde şarkılarıyla fantezilerini olduğu kadar, Rumeli türküleriyle klasik örnekleri de içine alan repertuvarlarıyla geniş bir dinleyici kesimince çok sevilmiş, beğenilmişti. “Seninle doğan güldür bu gönül” ve “Aşk yaprağına konarak koza öresim gelir” adlı iki de bestesi bulunan Safiye Ayla, 1942’de Rey Kardeşler’in “Alabanda” revüsünde Kraliçe Mimoza rolündeki başarısıyla yetenekli bir oyuncu olduğunu da kanıtladı.

Safiye Ayla, Mustafa Kemal Atatürk‘ün en sevdiği sanatçılardan da birisidir. Ayla’nın Mustafa Kemal Paşa adına düzenlediği konserde “Yanık Ömer” adlı şarkısını okumuş ve Paşa büyük bir hayranlıkla tekrar tekrar okumasını söylemiştir. Konser sonunda Mustafa Kemal Atatürk, Safiye Ayla’nın yanına gelerek: “Safiye çok teşekkür ederim, çok güzel yorumladın” der ve sonra ekler: “Bu türküyü bir operada söylemeni çok isterim. Bunu başarırsan, beni gerçekten çok mutlu edersin.” der. Safiye Ayla her yere başvuru yapar, bir operada bu türküyü icraa edebilecek tek yer bulamaz ve Atatürk’ün bu vasiyetini yerine getiremeden 80 yaşındayken vefat eder.

Safiye Ayla, 8 Nisan 1950 tarihinde Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in soyundan gelen son Mekke Şerifi Vezir Ali Haydar Paşa’nın oğlu bestekar Şerif Muhittin Targan ile evlenir. 17 yıl süren evlilikleri Şerif Muhittin Targan’ın 1967 yılındaki vefatıyla sona erer.

Kaynak: Medya

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir